» İnşaat Bölümü | » İnşaat Terimleri | » Ders Notları | » İnşaat Resimleri | » İnşaat Videoları

Ana Sayfa » Köşe Yazarlarından » İlginç Günlerdeyiz…

(Mimarlar Odası İstanbul Şubesinin 25.01.2008 günü gerçekleştirilen Teknik Kongresinde yaptığım konuşmayı okuyucularıma duyurmak istiyorum.)

İlginç günlerdeyiz…
Cumhuriyet karşıtlarının palazlandıkları günler…
Demokrasiden yararlananların, bizi çağdaşlığa götüren devrimleri yıkmaya çalıştıkları günler…
Aydınlanmacıların, kültür devriminin cumhuriyeti bir tür sınavdan geçiyor gibi. Cumhuriyetin kazandırdıklarından, nimetlerinden pay almış olanlar da sınavdan geçiyorlar elbette… Bu kişiler bir bakıma yol ayrımındalar… Kimlikleri belirlenecek belki de… Ya emperyalizmin gerçekte en ileri durumu olan küreselleşme yutturmacasıyla uyuşum yoluna girecekler, ya da kendi bağımsız, yurtsever kimliklerini bulacaklar. Ya üç lokmalık çıkarları için ülkemizi parçalamaya çalışanların ekmeklerine yağ sürecekler, ya da ülkemizin bağımsızlığına, çağdaş cumhuriyetimize sahip çıkacaklar.

Cumhuriyet, yerli mallar haftalarıyla, ekmek, bez karneleriyle büüttüğü kuşakların kazanımlarıyla tüm borçlarını ödedi. Yurdumuza en temel yapım yerlerini (fabrikaları) kazandırdı. Şimdi bunların tümünü pişkin gülücüklerle satılığa çıkardılar. Yalnız bunları mı? Yer altı-yerüstü kaynaklarımızı, doğal, kültürel, tarihsel değerlerimizi de…
Bu davranışın her gün yeni bir örneğiyle karşılaşıyoruz.

Bütün bunlar ne için?
Yoksullara daha iyi yaşam koşulları mı sağlanıyor?

Emek sonuna dek sömürülmektedir… Emekçinin hiçbir gereksinimi üzerine artık kimseler kafa yormaz oldu.
Sağlık alanına, eğitim alanına bakıp saptayabilirsiniz bu gerçekleri…
İlginç günlerdeyiz!

Yurdumuzun birliğini kolay yutulabilecek lokmalara bölmeye çalışan dış güçler; yeni Sevrciler, bizi gaflet uykusunda yakaladıklarını sanarak her türlü açıktan yararlanmaktadırlar.
Tümüle bulandığını sandıkları bu ortamda, çıkarlarını her şeyin önünde görenlerin durumları daha da ilginç… Onlar da ilerici güçleri uyutabilecekleri bir durum yaratıldığını sanarak davranır oldular.

Yenileme adı altında toplum belleği hiçe sayılıyor. En değerli kent bölümlerimiz uluslararası anamalcılara peşkeş çekilmeye çalışılıyor. Programı bu güçlere göre belirlenmiş, şehirciliği olmayan, Batının yapı gangsterlerinin tasarımlarıyla, onların yurdumuzdaki imzacılarıyla bu kimin mimarlığı?
Kendi modernini yaratamamış kopyacılarla yola mı çıkılır? Yanlış yolla doğru sonuca mı varılır?
Yirminci yüzyılın başındaki gibi, mimarlığın her şeyden önce bir kültür altyapısının sonucu olduğunu bilmeyen yarı bilisizler yurtdışından mimarlar getirtmektedirler. (Bu mimarların da simsarları belirmiştir birdenbire…)

Üç imparatorluğun kültür başkenti İstanbulun mimarlarına, Onlar bu ipeği dokuyamaz diye saygısızlık edilebilmektedir artık… Yurtdışından gelen moda terzilerine, yabancısı oldukları bir kültürün içinde istedikleri gibi at oynatma olanakları sağlanmaktadır.


393 kez okunmuş


Yorum alanı


© 2008 İnşaat – Yapı Haberleri · Rss takip:YazılarYorumlar