AK Parti Erzurum İl Başkanı Hüseyin Tanfer’in Yatırımcı Kuruluşların Üst Düzey Bürokratlarını Kastederek, ‘Erzurumspor’a Destek Çıkmayan Müdürü Yerinde Oturtmayacağız’ Şeklindeki Açıklamasına İnşaat Mühendisleri Odası (İmo) Tepki Gösterdi.
Haberin Kaynağı
İnşaat Mühendisleri Odası Erzurum Şubesi yeni yönetimi belirlendi.
Hafta sonunda yapılan genel kurulda seçimlere çarşaf liste ile girildi. 7 kişilik İnşaat Mühendisleri Odası Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu ise şu isimlerden oluştu: M. Ünal Kıraç, Özgür Bostancı, Furkan Bora Yılmaz, Fatih Hattatoğlu, Selçuk Kasımoğulları, A.Ferhat Bingöl ve Cüneyt Kishali.
Yönetim kurulu, daha sonra yapacağı toplantıda başkan seçimi yapacak. (Cihan Haber Ajansı)
Bugün İstanbul’da Mirmarlar Odası’nda seçim var. Bunca yıldan sonra ilk kez mevcut oda yönetimine muhalif bir grup var. Bunca yıldan sonra ilk kez gerçek rekabet ortamının yaşanacağı bir seçim olacak.
Seçimi kim kazanır, nasıl kazanır çok bilmiyorum, zaten bu sorunun cevabı da akşama kadar alınmış olacak ama bu rekabet ortamının ve seneler sonra ilk kez mimarlık mesleğinin özüne ve Mimarlar Odası’nın bu mesleğin içindeki yerine ilişkin farklı düşünceler duyduğum için bir vatandaş olarak en azından çok memnun olduğumu söylemeliyim.
Mimarlar Odası, başka her şeyden önce ‘mimarların odası’dır; yani, mimarlık içindir, mimarlık mesleğinin saygınlığının artması, Türkiye gibi bir ülkede ‘mimarlığın gerekliliğinin anlatılması’ için önemlidir.
Ama hemen ardından diğer fonksiyonlar gelir: Mimarlar ve mimarlık uzayda değil bu ülkede yaşamaktadır, ülkenin sorunları, ülkenin sorun çözme yöntemleri, ülkenin sanatsal anlatım özgürlüğünü ve kentlerimizin biçimlenmesini yönlendiren ortamı, elbette Mimarlar Odası’nın da sorumluluğudur, kendi üstüne düşen konularda görüş bildirmek, eleştirmek ve en önemlisi çözüm önermek Mimarlar Odası’nın toplumsal sorumluluğudur.
Kent sorunlarıyla ve kentlerimizin mimari-sanatsal dönüşümüyle gazeteci olarak isteseniz de istemeseniz de yakından ilgilenmek durumundasınız.
Bir örnek vereyim:
İstanbul’da Büyükdere Caddesi’nin Levent’ten başlayıp Maslak’ta Atatürk Sanayi Sitesi’ne kadar uzanan bölümünde belediye uzunca bir zamandan beri ‘gökdelen’ demeye dilim varmayan yüksek yapılara, büyük iş ve alışveriş merkezlerine izin veriyor.
Mimarlar Odası ve biz gazeteciler de, bu bölgeyle ilgili sık sık eleştiriler dile getiriyoruz. Temelde söylediğimiz şey hep aynı: Yeterli altyapı, özellikle de ulaşım altyapısı olmadan bu bölgeye böyle bir yoğunluk sıkıştırmak kenti zor durumda bırakır.
Bu söyleniyor ve sonrasında da artık neredeyse klişe olmuş (hoş bir şeyin klişe olması onun geçerli olmadığı anlamına elbette gelmez) bazı çözüm önerileri de sıralanıyor: Toplu taşımaya yatırım yapılmıyor vs.
Oysa, gazetecilik belki değil ama mimarlık çözüm üretme mesleğidir. Toplu taşımanın da yeterli bir çözüm olmadığı, kent planıyla ilgili hayatın gerçeklerine de uygun çözümleri tartışmak gerektiğini düşünüyorum. Doğrudan ‘İstemezük’ demek yerine, yapıcı eleştiriye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Bir örnek de su havzalarından. Ömerli Baraj Gölü’nün su havzası on yıllardır yapılaşma tehdidi altında. Burada özel araziler de mevcut, Hazine’ye ve belediyeye ait araziler de. İstanbul açısından hayati önemdeki bu bölgede ne zaman kontrollü bir yapılaşma projesi ortaya atılsa Mimarlar Odası buna doğrudan karşı çıktı. Ve çok haksız da değildi oda, yasal inşaat yapılamadı. Ama buna karşılık binlerce gecekondu su havzasını işgal etti. Hem şahıslara ait arazileri hem de belediyeye veya Hazine’ye ait arazileri işgal eden, hiçbir altyapısı olmadığı için bütün atık suyunu Ömerli Baraj Gölü’ne akıtan binlerce gecekondumuz var şimdi. Kontrollü ve sıkı sıkıya kurallara bağlanmış bir yapılaşma belki de barajı bu kadar tehdit etmezdi, İstanbul’un en büyük su kaynağı daha iyi korunabilirdi.
Benzer örnekleri Beyoğlu’ndan Sulukule’ye, Karaköy’den Boğaz hattına, Zeytinburnu’ndan Ataşehir’e kadar şehrin pek çok noktası için verebilirim. Maalesef bütün bu sorunlarda Mimarlar Odası, görüşü herkes tarafından önceden bilindiği için muhatap dahi kabul edilmeyen, yani İstanbul’a bir ‘çözüm ortağı’ konumunu tamamen kaybetmiş bir salt eleştiri kurumu haline döndü.
Şimdi de oda yönetimi karşısına bir muhalif grup çıkınca çareyi eski metotlarda arıyor, ‘Onlar AKP’nin odayı ele geçirme ekibi’ diyerek eleştirilere cevap veriyor.
Umarım bugünün sonunda mimarlık kazanır, İstanbul’da mimarlar bir kez daha sözlerini dinletebilir konuma gelirler.
İsmet Berkan
İstanbul’daki Mimarlar Odası seçimleri, bugüne dek görülmemiş bir “medya” ilgisiyle gerçekleşti. Özellikle NTV, CNN ve Radikal gazetesi, oda çalışmalarına karşı çıkan “Mimarlık İçin Mimarlar” grubuna günlerce açık destek verdiler. Dahası, seçim süresince “canlı” yayınlarla aynı grubun “sandığa çağrı” larını yayımladılar.
Bu çabaya kimi “iktidar yanlısı” mühendis ve mimar dernekleriyle Büyükşehir Belediyesi yönetimi de katılınca, yine bugüne dek görülmemiş bir “ittifak” ın varlığı da ortaya çıkmış oldu. Oy verme kuyruklarında, odada pek alışık olunmayan “türban” lıların çokluğu, bir cumhuriyet kurumunun daha “laik” görünümlü adaylarla çökertilmek istendiğinin “simgesi” gibiydi…
Peki, neydi böylesine bir “cephe” yi yaratan ve neydi Mimarlar Odası’nın mücadelesini durdurmaya niyetlenmenin gerekçesi?
İsmet Berkan’ın yanıtı
Sorunun en kısa yanıtı “imar rantı dayanışması” olsa bile, asıl bu birlikteliği destekleyen “gazeteci” lerin ne istediklerini daha fazla merak ettim. Aynı dayanışmanın sanki basın sözcülüğünü üstlenen Radikal’deki İsmet Berkan’ ın dünkü yazısını okuyunca da asıl niyetin “mimarlık” olmadığını daha açık olarak gördüm.
“Bugün Mimarlar Odası’nda seçim var” haberiyle başladığı yazısını seçimi kaybeden “Mimarlık İçin Mimarlar” grubuna övgüyle sürdüren Berkan, mimarlığa ilgisini neden tam da “seçim günü” açıkladığını merak edenler için özetle diyor ki: “Gazeteci olarak kent sorunlarıyla da yakından ilgilenmek durumundasınız.”
Aynı ilgiyi bugüne dek sütununda pek göremediğimiz Berkan’ın seçimi açık farkla kazanan Mimarlar Odası yönetimine yüklenmek için seçtiği iki örneği ise “gökdelenler” ile “içme suyu havzaları” ndaki işgale yönelik eleştiriler…
Levent-Maslak arasındaki gökdelenlere karşı çıkan Mimarlar Odası’nı “Ama, mimarlık çözüm üretme mesleğidir…” diye uyardıktan sonra, odanın “kabahat” ini şöyle açıklıyor: “Doğrudan ‘İstemezük’ demek yerine, yapıcı eleştiriye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum…”
Oysa Berkan, Başbakan’ın da pek sevdiği “istemezük” benzetmesine kapılmak yerine, “gökdelenlerin Paris gibi kentin uzağında planlanması ve giderlerinin de yatırımcılar tarafından karşılanması” nı savunan oda görüşlerini de okuyabilseydi; hem “yapıcı” önerileri hem de “evrensel çözümü” öğrenebilirdi. Belli ki oda seçimlerinde kendisinden destek isteyen “mimarlık” çı mimarlar, eksik ve yanlı bilgilerle donatmışlar…
Havzalarda ‘çözüm’!
Benzer şekilde “su havzaları” örneğinde de bir yandan buralardaki yapılaşmadan yakınırken bir yandan da yine odadan “çözüm” bekleyen Berkan’ın bir “gazeteci” olarak da şunu bilmemesi garip değil mi? Bu gibi “yaşam kaynağı” alanlarda tek seçenek “kesin imar yasağı” dır. Hatta “arıtma tesisi koşulu” nun bile geçerli olmayacağına dair sayısız rapor var.
Bu uluslararası ilkeyi savunarak Berkan’ın da temiz su ihtiyacı için aynı yapılaşma kararlarına davalar açan Mimarlar Odası’nı “mimarlıktan uzaklaşmak” la suçlamak, ne Radikal’e, ne de genel yayın yönetmenine yakışıyor… Ancak, aynı yapılaşmaların sorumlusu siyasilerin, her nasılsa yandaşları olmuş mimarlara “oyunuzu odaya muhalif gruba verin” çağrısında bulunmaları, izledikleri talan politikasına da çok yakışıyor…
Bu seçimler, umarım sadece mimarlığa değil, kente, çevreye ve topluma saygılı bir mimarlığın değerini daha iyi kavratır. Yeter ki medyanın mimarlığa ilgisi böylesine “tembih” li ve “taraf” lı sürmesin…
TMMOB’ye bağlı Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası ile Çevre Mühendisleri Odası İstanbul şubelerinin yeni yönetimleri belli oldu. AKP’nin yoğun baskısına ve çabalarına karşın 3 meslek odası da bir önceki yönetimle yola devam kararı aldı. Mimarlar Odası’nda ” Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar”, İnşaat Mühendisleri Odası’nda “Çağdaş İnşaat Mühendisleri “, Çevre Mühendisleri Odası’nda ” Demokrat Çevre Mühendisleri “nin listeleri kazandı.
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’ndaki merkezinde yapılan seçimde, “Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar” grubu ile ” Mimarlık İçin Mimarlar ” grupları yarıştı. Prof. Dr. Doğan Kuban , Prof. Dr. Behruz Çinici , Prof. Dr. Afife Batur , Prof. Dr. Mete Tapan , Cengiz Bektaş , Prof. Dr. Yıldız Sey gibi mimarlığın duayen isimlerinin desteklediği “Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar” grubu 1800 oy alarak, 700 oy alan ve AKP’nin açıkça destek verdiği “Mimarlık İçin Mimarlar” grubuna büyük fark attı. Geçen yıllara göre yoğun bir katılımın olduğu seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da oy kullandı. Odanın yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluşuyor: “Eyüp Muhcu, Günhan Danışman, Sami Yılmaztürk, Deniz İncedayı, Tores Dinçöz, Tuncay Gürpınarlı, Mustafa Fazlıoğlu, Bahattin Alpaslan, Gazanfer Karlıca, Ahmet Tercan.”
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin 41. Dönem Genel Kurulu da Şişli Karagözyan İlköğretim Okulu’nda yapılan seçimlerle sona erdi. 2328 oy alan “Çağdaş İnşaat Mühendisleri” grubu tekrar yönetime seçilirken, “Demokrat İnşaat Mühendisleri” grubu 250, “Yeni İMO Platformu” grubu da 1676 oyda kaldı. Yeni yönetim kurulu üyeliklerine şu isimler seçildi: “Cemal Gökçe, Nusret Suna, İsmail Uzunoğlu, Cemal İnan, Temel Pirli, Müfit Beşer, Özkan Şengül.”
Seçime tek liste ile giren Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde yönetim değişmedi. Şubenin Tünel’deki merkezinde yapılan 7. Olağan Genel Kurul’da yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: ” Eylem Tuncaelli, Hüseyin Uğur, Semra Ocak, Tülay Coşkuner, Murat Balaban, Çağrı Gökdemir, Duygu Canan Öztürk.”
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Ankara Şubesi’nin iki gün süren Olağan Genel Kurulu’nda da şube başkanlığına “Çağdaş Mühendisler Hareketi” nin başkan adayı Nevzat Ersan seçildi. Yönetim Kurulu üyeliklerine, Taylan Ulaş Evcimen, Haluk Ekinci, Akif Ciyer, Erdal Özbelen, Eylem Bilge Yazıcıoğlu ve Başar Kurt getirildi.